Dikkat, bu şehirlerin kitapçısı yok!

Geçen hafta, ilk ve ortaöğretim öğrencileri için Kütüphanecilik Haftası idi. Öğrencilere hafta ile ilgili konuşmalar yapılıp ödevler verildi; dikkatleri kitaba ve kitap okumaya çekildi.



Etkinliklerin öğrencilerde kitaba ilişkin bir bilinç oluşturup oluşturmayacağı tartışılır. Çünkü öğrencileri, öğrendiklerini pratize etmede iç açıcı bir tablonun beklediğini söylemek zor. Nüfusa oranla sayıları hayli az olan kütüphanelerde çocukların gidip yararlanmasına el vermeyen bir mesai uygulaması ve rafların güncellenme sorunu var. Çocukların kitap satın alma alışkanlığının oluşması ise kütüphane müdavimi olmalarından zor. Çünkü Türkiye’de parmakla sayılacak kadar az sayıdaki ilçede kitapçı var. Hatta bırakın ilçeleri, Türkiye’de kitapçı dükkânı olmayan iller bile var.

Bayburt, Batman, Çankırı ve Gümüşhane kitapçısı olmayan illerden dördü... Bu illerin, büyük şehirlerde yaşayanların hemen her semtte karşılaştığı türden, sadece kitap satan kitapçıları yok. Onun yerine az sayıdaki raflarında kitap da bulunduran kırtasiye dükkânları var. Bu şehirlerde yaşayan ve ‘kitap okuru’ dediğimiz kişiler bu durumdan oldukça şikâyetçi. Kırtasiyelerin sahipleri ise şehirde, sadece kitap satılan bir dükkânın çok yaşayamayacağını düşünüyor.

Nüfusu 37 bin olan Gümüşhane’deki Gümüş Kırtasiye’nin sahibi Kemal Yavuz, ilde kitap satan iki kırtasiyenin daha olduğunu, daha çok üniversite hazırlık kitaplarını, ‘100 Temel Eser’ kitaplarını, popüler ve ucuz kitaplar ile dini eserleri sattıklarını ve kitap satışının genel satışın yarısını oluşturduğunu belirtiyor. Otuz bini aşkın nüfusa sahip olan Bayburt’ta Demirhan Kırtasiye’de Bayburtlulara hizmet veren Murat Bey ise, bir kitapçı dükkânının sadece kitap satarak Bayburt’ta ayakta kalmasının mümkün olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Çünkü kitaptan elde ettiğimiz gelir toplam gelirin ortalama yüzde 15’ine tekabül ediyor.” Gazetelerin kitap eklerinden ve internetten, çok satan kitapları tespit edip raflarını oluşturduğunu söyleyen Murat Bey, “Eğer farklı bir kitap isteyen olursa, otobüslerle Trabzon’daki bir yayınevinden günübirlik getirtiyoruz.” diyor. Daha çok üniversiteye hazırlık kitapları, popüler kitaplar ve ortaöğretim öğrencilerine ‘100 Temel Eser’ kitaplarını sattıklarını ifade eden Murat Bey, konu ile ilgili şunları söylüyor: “Evet bu, bir eksiklik. Ama kitapçı açmak büyük risk. Günde kaç kitap satacaksınız ki, gideri karşılayıp kâr edeceksiniz?”

Resmi nüfusu 350 binin üzerinde olan Batman’da yaklaşık 50 kırtasiyeden 20’si kitap da satıyor. Buradaki Badur Kırtasiye’nin sahibi Nevzat Bey, şehirdeki kitap sirkülasyonunun, sadece kitap satan bir dükkanı ayakta tutacak kadar yeterli olmadığını düşüncesinde. Üniversiteye hazırlık kitapları hariç, toplam satış içinde kitabın payının yüzde 10 olduğunu belirten Nevzat Bey, Batman’da bir kitapçı dükkanının bulunmayışını şu cümlelerle açıklıyor: “Çünkü yeterli şartlar yok. Bir kent kültürünün oluşması, kentte belli bir ekonomik kültürel seviyeye ulaşılması, kültürel bir tabakanın doğması gerekir. Burada halkın yüzde doksanı alt gelir grubunda ve kitabın fiyatı, içeriğine göre daha belirleyici.” Batman’daki Prizma Kırtasiye’nin sahibi Yılmaz Bey ise bir dükkânın Batman’da başarılı olacağını düşünüyor: “Ama maddi sıkıntılar bunun gerçekleşmesini engelliyor.”

Çankırı’daki Atılgan Kırtasiye’den Tarkan Atılgan, Ankara ve İstanbul’da 5 YTL’lik bir kitabı satma şansının Çankırı’da daha az olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Büyük şehirdeki kitapçılar oradaki okur çeşitliliğine göre çok daha fazla türde kitap bulundururken biz daha az kitap sunabiliyoruz. Roman ve güncel kitaplarda en iyi iki dükkandan biri olduklarını ifade eden Atılgan, “10-15 kadar yayınevinin kitapları var bizde. Timaş, Nesil, Işık, Epsilon ve Can Yayınları bunların başında geliyor.” diyor. Atılgan, baskısı yüksek, fiyatı düşük kitapların daha çok sattığını, sürekli okumayan kişiler için bunun cazip olduğunu düşünüyor.

‘Otobüsle kitap getirtiyorum’

Peki bu şehirlerdeki okurlar ne diyor? Eğitim Bir-Sen Bayburt Başkanı Fikret Özbey, şehirde okur olarak taleplerini karşılayacak bir arzın olmadığından şikayetçi. İstedikleri kitabı Bayburt’ta bulamadıklarında ürettikleri çözümü şöyle açıklıyor: “İstediğim kitabı, arkadaşlarım aracılığıyla Ankara’dan otobüsle getirtiyorum. Bunun sıkıntısını çeken fazla okur sayısı da yok zaten. İl küçük olduğu için okuyanlar birbirini tanıyor. Biri o günlerde okunması gereken bir kitap aldı mı diğerlerinin haberi oluyor ve hepimiz okuyoruz kitabı.” Veli Ağaç ise Gümüşhane’de bir okur olarak aynı dertten şikayetçi. Ağaç, kırtasiyelerin bir kitaptan, talep ancak 5-6’ya ulaştığında getirebildiğini, bu yüzden de, tek bir kitabı çoğu zaman getirtemediklerini söylüyor. Gümüşhane’de üniversiteye hazırlık kitaplarının dışında daha çok kişisel gelişim kitaplarının ve gençlerin tercih ettiği romanların satıldığını söyleyen Ağaç, bir eğitimci olarak bu durumu Kütüphaneler Haftası ile ilişkilendirmesini istediğimizde şunları söylüyor: “Çocuk kitaplarında dil, üslup ve bilgi bakımından ciddi bir sorun var zaten. Başarılmış az sayıdaki örnek ise ancak büyük şehirlerdeki çocuklar tarafından ulaşılabilen ortamlarda satılıyor. İlçe ve küçük şehirlerdeki çocuklar ise kırtasiyelerde dil, üslup ve bilgi bakımından doyurucu ve yeterli seviyede olmayan kitaplara mahkumlar.”

Turkuaz